Telefon
WhatsApp

Hedonik açlık: nedir, uyku, benlik saygısı, hormonlar, genlerle ilişkisi, ve hastalıklarla ilişkisi

Hedonik açlık: nedir, uyku, benlik saygısı, hormonlar, genlerle ilişkisi, ve hastalıklarla ilişkisi

HEDONİK AÇLIK

            Beslenmeyle ilişkili davranışlar, besin gereksinimlerinin ötesinde geleneklerle biçimlenmeye başlayarak; yetersiz ve dengesiz beslenme alışkanlığı, yemek sırasında dikkatin dağılması, hızlı ve yalnızca alınan zevke dayalı yeme gibi alışkanlıkları da beraberinde getirmektedir. Günümüzde lezzetli besinlere ulaşımın kolay olması, bireylerin sadece enerji ihtiyacını karşılamak için değil, sıklıkla tok hissettiklerinde bile yemek yemelerine neden olmaktadır. Bu besinlerin tüketilmesi için meydana gelen motivasyonel süreçler, homeostatik olmayan bir biçimde aşırı beslenmeyi tetiklemektedir. Bireyin yediği besinden zevk almayı hedeflemesi, besin tüketim kontrolünü sağlamayı zorlaştırmaktadır. Bu durum literatürde ‘hedonik beslenme’, ‘stres kaynaklı yeme’, ‘duygusal yeme’, iyi hissetmek için yeme’, ‘besin bağımlılığı’ gibi birçok terimle ifade edilebilmektedir.

              Besinin görülmesi ya da koklanması, yemek yiyen insanları görme, reklamlar gibi çevresel (dış) tetikleyiciler ya da stres varlığı, duygu durumu veya ödüllendirici deneyimler gibi duygusal (iç) tetikleyiciler hedonik beslenmenin temelinde yer almaktadır. Tüm bu tetikleyicilere maruziyet, açlık olarak yanlış yorumlanmaktadır. Özellikle ana öğünler dışında tercih edilen besin seçenekleri bu tetikleyicilerden daha çok etkilenmektedir. Ancak tüm bireyler iç ve dış tetikleyicilere davranışsal olarak aynı şekilde tepki vermeyebilir. Bazı bireyler daha duyarlı ve daha fazla besin tüketme eğiliminde olabilirler. Özellikle hafif şişman veya obez bireylerde bu durum daha sık ve yoğun bir şekilde görülmektedir. Aynı zamanda hedonik açlığa verilen yanıtın, kadınlarda erkeklerden daha güçlü olduğu bilinmektedir. Besinlere karşı verilen hedonik yanıtın, kalıtsal bir özellik olabileceği de söylenmektedir.

              Hedonik açlık, yemeğin miktarı, zamanlaması ve kalitesi gibi parametrelerle homeostatik açlıktan(Kandaki glukoz seviyesinin düşmesi ve serbest yağ asidi seviyesinin yükselmesi sonucunda
ortaya çıkan açlık hissi ve buna bağlı oluşan besin tüketme isteği)
farklılaşmaktadır. Ayrıca besinin ödüllendirici, tatmin edici özelliğine bağlı ve içerdiği enerji miktarından bağımsız tüketimi gerçekleşmektedir. Ödül odaklı yeme esnasında tüketilen besinler genellikle yüksek enerjili, tuzlu, şekerli ve yağlı olmaktadır. Yapılan bir
çalışmada, 24 saatlik açlığın ardından özellikle atıştırmalık ve tatlı besinlere olan isteğin hedonik açlığı arttırdığı, hedonik açlığın yüksek olduğu zamanlarda ise tuzlu besinlere olan isteğin azaldığı belirtilmiştir. Başka bir çalışmada, yaş arttıkça tat alma duyusunun azaldığı görülmüştür. Bu yüzden yaşın artmasıyla birlikte hedonik açlık durumu azalabilmektedir. Bir çalışmada ise, obezlerde tat alma duyusundaki bozulmanın, yoğun lezzet uyaranlarına olan isteği arttırdığı gösterilmiştir. 

            Hedonik açlığı değerlendirmek oldukça zordur ancak önemlidir. Bu sebeple hedonik açlık, ortaya çıktığı an değerlendirilmelidir. Değerlendirme için en uygun sürecin besin alındıktan sonraki 2-3 saat olduğu belirtilmektedir. Bu zaman dilimi, besinlerle ilişkili motivasyonların veya alınan yanıtların homeostatik olmasından ziyade hedonik olduğunun anlaşılmasına yardımcı olmaktadır. Besin Gücü Ölçeği lezzetli besinlerin bol bulunduğu ortamda yaşamanın psikolojik etkilerini değerlendiren bir ölçektir. Besin durumuna verilen tepkileri ölçen üç alt etmeni bulunmaktadır. (besin bulunabilirliği, besin mevcudiyeti, besinin tadına bakılması) ve lezzetli besinlere olan
iştahı gösteren bir ölçme aracıdır. Hedonik açlığın ölçülmesinde etkin bir araç olduğu belirtilmektedir.

            Hedonik açlığa bağlı olarak lezzetli besinlerin sık sık ve fazla miktarlarda tüketilmesi; yeme bozuklukları, obezite, hipertansiyon, diabetes mellitus, kardiyovasküler hastalıklar, alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması, obstrüktif uyku apnesi ve bazı kanser türleri gibi birçok hastalığa neden olabilmektedir. Bununla birlikte bireysel farklılıklar, bireylerde besin tüketme isteğindeki artış, besinlerin ödül olarak kullanılması, benlik saygısı ve dürtüsellik gibi etkenlerin de hedonik açlık oluşumunda etkili olabileceği belirtilmektedir.

HEDONİK AÇLIK VE OBEZİTE

            Obezite tedavisinde uygulanan bazı cerrahi yöntemlerin hedonik dürtüleri azalttığı ve bireylerin sağlıklı yeme alışkanlıklarına yönelmelerini sağladığı düşünülmektedir. Farklı cerrahi müdahale yöntemlerinin, glisemik kontrol üzerine etkilerini inceleyen çalışmalar bulunmaktadır. Roux‐en‐Y gastrik bypass operasyonu geçirmiş obez hastaları içeren bir çalışmada, cerrahi müdahale öncesi değerlendirme ile karşılaştırıldığında, cerrahi müdahaleden sonra şekerli atıştırmalık ve içecek tüketiminin azaldığı ve sebze tüketiminin ve protein bakımından zengin besinlerin alımının arttığı görülmüş, beslenmeyle ilgili davranışlarda olumlu değişiklikler saptanmıştır.

              Tip 2 diyabet tanısı almış obez bireylerde, obez olmayanlara göre daha yüksek hedonik açlık saptanmış ve hedonik açlık ile glisemik kontrol arasında anlamlı ve pozitif bir doğrusal ilişki bulunmuştur. Obez olmayan tip 2 diyabet hastalarında böyle bir ilişki gözlenmemiştir. İnsülin, hipoglisemi, fiziksel açlık hissi ve ağırlık artışını tetiklemesine rağmen obez olmayan ve obez gruplar arasında insülin kullanım yüzdesinde anlamlı bir fark gözlemlenmemiştir. Bu nedenle, obez bireylerde hedonik açlık ve zayıf glisemik kontrol arasındaki doğrusal ilişkinin, insülin kullanımı ile ilişkili olmayacağı düşünülmüştür.

HEDONİK AÇLIK VE PSİKİYATRİK BOZUKLUKLAR

            Modern beslenme ortamı, bireyin üzerindeki baskı ve hedonik açlık arasındaki ilişkiye katkıda bulunabilmektedir. Genel anksiyetenin, obsesif kompulsif bozukluk semptomlarının ve bu semptomlardaki değişikliklerin hedonik açlığı artırdığı öngörülmüştür. Besin, olumsuz duygularla başa çıkmak için tüketildiğinde, zamanla besine karşı aşırı duyarlılığın ortaya çıkmasına yol açabilmektedir. Obsesif kompulsif semptomların ve hedonik açlığın zaman içinde eşzamanlı olarak izlenmesi, besine yönelik bu saplantıyı, kompulsiyonu ve aşırı
duyarlılığı yansıtabilmektedir.

HEDONİK AÇLIK VE UYKU

            Uykusuzluğun iştahı ve besin alımını uyardığı bilinmektedir. Bu da, uykusuz bireylerin ödüllendirici besin
uyaranına daha hassas olduklarını göstermektedir. Bu besin alımının hedonik bileşeninin, enerji alımını tetiklediği ve obezitenin patofizyolojisinde rol oynayabileceği düşünülmektedir.

            Yapılan bir çalışmada akut uykusuzluğun porsiyon büyüklüğü seçimine etkisi ve bunun açlık durumu ve besin tipine (atıştırmalık veya öğün) bağlı olup olmadığı incelenmiştir. Bu çalışma on altı erkek bireyle yürütülmüş, 8 saatlik uyku veya tamamen uykusuzluk hali olmak üzere iki tip koşul belirlenmiştir. Sabah, hem açlık hem tokluk
durumunda öğün ve atıştırmalıklardan oluşan porsiyon büyüklüğü bir bilgisayar programı tarafından ölçülmüştür. Ayrıca açlık plazma ghrelin seviyeleri de ölçülmüştür. Tamamen uykusuzluk halinin ertesi sabahı, 8 saat uyuyan gruba göre, bireylerin plazma ghrelin seviyelerinde artış görülmüş ve tipi fark etmeksizin besin tüketiminde daha büyük porsiyonlar tercih ettikleri gözlemlenmiştir. Bireylerin rapor ettiği açlık da artmıştır. Kahvaltı sonrasında
uykusuz bireyler atıştırmalık olarak büyük porsiyonları tercih ederken öğün seçimlerinde iki grup arasında fark gözlenmemiştir. Sonuç olarak uykusuzluk sonrasında, sabah fazla besin alımının hem homeostatik hem de hedonik faktörlere bağlı olabileceği düşünülmüştür. Bununla birlikte, uykusuzluk sonrasında porsiyon seçimi hem bireyin açlık durumuna hem de önerilen besinin tipine göre farklılık göstermektedir.

HEDONİK AÇLIK VE DÜRTÜSELLİK

            Dürtüsellik, ortama uygun olmayan veya aşırı riskli, olgunlaşmamış, iyi planlanmamış ve çoğunlukla istenmeyen sonuçlara yol açan çeşitli davranışları kapsamaktadır. Günümüzde lezzetli ve çekici, yüksek kalorili hazır gıdalara erişmek son derece kolaydır. Bazı bireylerde artan dürtüsellik bu tür gıdalara yönelimi arttırmaktadır.
Dürtüsellik ve obezite üzerine yapılan çalışmalarda, artan dürtüsellik düzeyinin aşırı besin tüketimine ve vücut ağırlığı artışına neden olduğu gösterilmiştir. Bireylerin yüksek kalorili yiyeceklere karşı koyamadıkları ve yeme davranışları üzerinde kontrol sağlayamadıkları saptanmıştır.

HEDONİK AÇLIK VE BENLİK SAYGISI

            Benlik saygısı; doğumdan itibaren gelişmeye başlayan, erişkinlik dönemine kadar gelişimini sürdüren, daha sonraki dönemlerde ise çevresel etmenlerden etkilenen ruhsal, toplumsal ve kısmen de bedensel bir olgu olarak adlandırılmaktadır. Hedonik açık ve benlik saygısı ilişkisini inceleyen çalışmalar oldukça sınırlıdır. Yapılan bir çalışmada, bireylerin Coopersmith benlik saygısı ölçeği toplam puanı arttıkça, hedonik açlığın pozitif yönde arttığı görülmektedir ancak aralarındaki bu ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır.

HEDONİK AÇLIK VE HORMONLAR

           Ghrelin, temel olarak mide fundusundan salınan 28 aminoasitlik bir peptit hormondur. Santral
sinir sisteminde güçlü bir oreksijenik sinyal olarak görev yapar. Vücut ağırlığı homeostazı üzerine önemli etkileri olmakla birlikte, ödül temelli hedonik yeme davranışlarında da düzenleyici role sahip olduğu bildirilmiştir. Ghrelin hipotalamusa gelen uyarılara aracılık ederek, beslenme davranışının oluşmasına, homeostatik yollarla besin alımını uyararak ve belirli yiyeceklerin ödül özelliklerini arttırarak, bireyin onu elde etmek için daha fazla çaba göstermesine neden olmaktadır. Beynin ödüllendirme kısmıyla ilişkili belirli bölümlerinden eksprese edilen büyüme hormonu salgılatıcı reseptör (GHSR) ve bu bölümlerle ghrelinin etkileşimi, homeostatik olmayan yeme biçimini ghrelinin
regüle ettiğini desteklemektedir.

            Bu ekspresyon yollarının izlenmesi araştırmacıların ghrelinin besin ödül davranışı üzerine etkilerini daha iyi anlamalarını sağlamıştır. Bazı çalışmalar, ghrelinin besin tüketim tercihi üzerindeki rolüne odaklanmıştır. Ghrelin
besin tüketim tercihlerinin yağdan zengin diyetlerden yapılmasını sağlamaktadır. GHSR eksikliği olmayan yabani farelerde ghrelin hormonu, sakkarin solüsyonunun tüketimini artırmakla birlikte sakkarinle tatlandırılmış besinlerin tercihini de arttırdığı görülmüştür. Ghrelinin besin ödül mekanizmasına olan etkileri insanlar için önemlidir. Fonksiyonel MRG sırasında bireylere ghrelin verilmesi ile, besin görüntülerine olan nöral cevabın beynin hedonik
yeme ile ilişkili bölgelerinde (özellikle amigdala, orbitofrontal korteks, hipokampus, striatum ve ventral tegmental) arttığı bildirilmiştir. İnsülin, leptin ve beyin kaynaklı nörotrofik faktör (BDNF), hem homeostatik hem de hedonik
açlığın modülasyonunda yer alan endojen faktörlerdir. Hedonik açlık ile iştahın endojen düzenleyicileri arasında
yakın bir ilişki bulunduğu belirtilmektedir. Yapılan bir çalışmada, ödül devresindeki leptin direnci ile ilişkili olabilecek leptin ve hedonik açlık düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki gözlenmiştir. Çalışmalar, leptinin dopamin salınımını, ventral tegmental alanı ve dopaminerjik nöronlarının aktivitesini baskıladığını ve böylelikle
hedonik açlığı ve ödül devresini düzenlediğini göstermektedir. BDNF'nin hedonik besin alımının doğal bir modülatörü olduğu ileri sürülmüştür; bu nedenle, ödül devresindeki BDNF sinyalleşmesinin düzensizleşmesi, homeostatik ihtiyaç olmaksızın yeme motivasyonunu arttırmaktadır. Bu bulguları desteklemek için Cordeira ve ark, düşük BDNF seviyesine sahip sıçanların hedonik değeri olan besinler için daha yüksek istek duyduklarını, ancak standart yem için isteklerinde değişiklik olmadığını göstermiştir.

HEDONİK AÇLIK VE GENLERLE İLİŞKİSİ

               Dopamin reseptör polimorfizmleri, özellikle ANKK1 ve DRD2 dahil D2 reseptörünü düzenleyen genlerdeki varyantlar, hedonik açlıktaki bireysel farklılıkları değerlendirmek için başlıca adaylar olarak gösterilmiştir. İran Azeri kadınları arasında T (rs1800497) ve Del (rs1799732) alellerinin BKİ ve hedonik açlık üzerine olası ilişkilerini araştırmak için yapılan bir çalışma, hafif şişman/obez bireylerde T ve Del alellerinin frekanslarının daha yüksek olduğunu göstermiştir. Ayrıca, ANKK1 (rs1800497) ve DRD2 geninin polimorfizmi (rs1799732) de BKİ ve hedonik açlık arasında önemli bir ilişki bulunmuştur. D2 reseptör antagonistlerinin de limbik dopaminerjik aktiviteyi azaltıp hedonik beslenme gibi ödül arayan davranışlarda artışa yol açma olasılığı yüksek bulunmuştur.

ADÖLESAN DÖNEMİNDE HEDONİK AÇLIK

          Adölesanların vücut ağırlığı kontrolü amacıyla uyguladıkları diyetlerinde hedonik açlığın etkisini hissettikleri ve yüksek nişastalı besinlere eğilim gösterdikleri saptanmıştır. Otonom motivasyon, kendisi için önemli veya değerli olan bir davranışı başkalarının yargısından bağımsız olarak yönlendirebilmektir. Otonom diyet motivasyonu olan ergenler hedonik açlığın etkisine karşı daha savunmasız olabilir. Otonom motivasyon ve hedonik açlık fast food tüketimi ile negatif ilişkili olarak bulunmuştur. Ayrıca hedonik açlık durumu nişastalı gıda tüketimi ile pozitif ilişkili olarak bulunmuştur. Yapılan bir çalışmada 9 yaşından küçük çocuklarda da hedonik açlık saptanmıştır. Bir diğer çalışmada ise, adölesan dönemde hedonik açlığın ölçülmesinin desteklenebilir olduğu belirtilmiştir.

 

Paylaş:

Etiketler: Hedonik