Telefon
WhatsApp

GLUTENSİZ DİYETE YAKLAŞIM

GLUTENSİZ DİYETE YAKLAŞIM

GLUTEN NEDİR

       Gluten, bazı çiçekli bitki türleri tarafından tohumun çimlenmesi ve büyümesi için enerji kaynağı olarak
kullanılan depo proteindir. Buğday, arpa ve çavdar gibi bazı tahılların endosperminde bulunmaktadır.
Gluten yapısında α, β ve γ peptidlerini üretebilen iki grup protein olan, glutelin ve prolamin (buğdayda
gliadin) karışımıdır. Gluten kompleksinin oluşması için tahılda glutelin ile prolaminin eşit miktarda
bulunması ve su ile birleşmesi gerekmektedir.

        Glutensiz diyetler, temel olarak gluten eliminasyonuna dayanmaktadır. Glutensiz diyetlerin temel ilkesi;
buğday, arpa, çavdar, yulafın ve bu tahıllardan üretilmiş (nişasta, un, ekmek, makarna, kek vb.)
ürünlerin eliminasyonunu sağlamaktır. Çölyak hastalarında günlük yulaf tüketiminin çocuklar için
20-25 g, yetişkinler için 50-75 g geçmemesi ve bu hastaların izlenmesi önerilmektedir. Glutensiz
diyetlerde yulafın, kontamine olmaması koşuluyla günde 50 grama kadar tolere edilebildiği belirtilmiştir. Ancak, glutensiz diyetlerde yulaf tüketimi ile ilgili öneriler ticari yulafın diğer tahıllarla kontaminasyon
riskinin yüksek olması nedeniyle hala net değildir.

        Otoimmün hastalık, alerji veya besin hassasiyeti olmayan durumlarda gluten içeren besinleri
tüketmemenin sağlık üzerine etkileri henüz tam olarak açıklık kazanmamıştır. Bu belirsizliğe
rağmen, glutenle ilişkili hastalığı olmayan ve glutensiz diyetin sağlıklı olduğunu düşünüp uygulayan
bireylerin prevalansının Batı ülkelerinde %6.2-13 arasında değiştiği belirtilmektedir. Amerika
Birleşik Devletleri’nde her beş yetişkinden birinin sağlık nedenleri ile glutensiz diyet uyguladıkları
saptanmıştır. Glutensiz diyetlerin sağlıklı bireyler tarafından uygulanmasında artan bir talep olmasına
rağmen, yararlı sonuçları destekleyen kanıtlar oldukça sınırlıdır. Glutensiz diyetin sağlık üzerine
etkilerinin değerlendirildiği bir derlemede, glutensiz diyetin vücut ağırlığı kaybı amacıyla uygulanması
için yeterli kanıt olmadığı belirtilmiştir. Aksine araştırmalar glutensiz diyet modeline uyumun
karbonhidrat, posa, demir, çinko, folat ve niasin açısından yetersiz beslenme ile sonuçlanabileceğini
göstermektedir.

                                        Glutensiz Diyetlerin Besin Ögeleri İçeriği

        Glutensiz diyet uygulayanların %20-38’inin enerji, protein, diyet posası, vitamin ve mineraller gibi bazı
besin ögesi eksikliklerine sahip olduğu belirtilmektedir. Bu kapsamda eksiklikleri önlemek için glutensiz
diyetler makro ve mikro besin ögeleri gereksinimlerini karşılamalı, dengeli ve uygulanabilir olmadır.

         Gluteni uzaklaştırmak için besinlerin işlenmesi, besinin makro ve mikro besin ögesi bileşimini
dolayısıyla besin kalitesini değiştirmektedir. Glutensiz ürünler demir, folat, B vitaminleri ve posa bakımından
daha fakirdir. Bunun yanı sıra gluten içeren besinlerin eşdeğerlerine göre glisemik indeksleri daha yüksektir
ve daha yüksek karbonhidrat, yağ içeriğine sahiptirler. Bu nedenle çölyak hastalarında yüksek miktarda
toplam yağ ve doymuş yağ tüketimi görülürken, düşük miktarda posa alımı görülmektedir. Önerilen
posa alımına ulaşmak için glutensiz diyetlerde yaygın olarak tüketilen patates ve pirinç gibi posa içeriği
düşük glutensiz tahıllar yerine karabuğday, amarant, kinoa gibi posa içeriği yüksek (7-10 g/100 g) tahılların
veya kurubaklagillerin tüketimi önerilebilir. Besin ögesi yetersizliklerinin önlenmesi için gerekli mikro
besin ögelerinin sağlanması günde en az 4-5 porsiyon sebze ve meyve tüketimi ile desteklenmelidir.

                                        Gluten İle İlişkili Hastalıklarda Glutensiz Diyet

         Gluten tüketilmesinden kaynaklanan tek hastalık çölyak hastalığı değildir . Çölyak hastası olmayan
ancak gluten duyarlılığı olanların da glutensiz diyet uygulamaları gerekirken, buğday alerjisi olanların
ise buğdaydan kaçınmaları gerekmektedir. Genetik olarak duyarlı bireylerde gluten alımının neden olduğu immün aracılı bir hastalık olan gluten ataksisi, glutensiz diyet ile tedavi edildiğinde ataksi iyileşebilmekte ve ilerlemesi engellenebilmektedir.

İrritabl bağırsak sendromu

     İrritabl barsak sendromu (İBS), prevalansı %10-20 olan ve karın ağrısı veya bağırsak alışkanlığında
bir değişiklik ile ilişkili fonksiyonel bir bağırsak bozukluğudur. Yaşam kalitesini ve sosyal hayatı güçlü bir şekilde etkileyen İBS’nin etiyolojisi tam olarak anlaşılamamıştır. İBS tedavisi için düşük fermente edilebilir oligosakkaritler, disakkaritler, monosakkaritler ve polioller (FODMAP) diyeti giderek ilgi görmektedir. Düşük FODMAP
diyeti gibi glutensiz diyetin de irritabl bağırsak sendromlu hastalar için olası bir diyet tedavisi olduğu
düşünülmektedir. FODMAP diyeti gibi beslenme ile ilişkili yaşam kalitesini fazla düşürmeyen glutensiz
diyetin, İBS hastaları için daha pratik bir seçenek olabileceği belirtilmiştir. 

Otizm

         Otizm spektrum bozukluklarının etiyolojisinden genetik ve çevresel faktörler sorumludur. Yapılan bir çalışmanın sonucunda glutensiz diyetlerin gastrointestinal semptomları ve otizm spektrum bozukluğu davranışlarını kontrol etmede etkili olabileceği belirtilmiştir. Otizm spektrum bozukluklarının tedavisinde glutensiz ve kazeinsiz diyet etkinliğinin değerlendirildiği sistematik bir derlemede, glutensiz ve kazeinsiz diyet ile ilişkili olumsuz sonuçların görülmediği ancak glutensiz ve kazeinsiz diyetin otizm spektrum bozuklukları semptomları için faydalı olduğuna dair yeterli kanıt olmadığı belirtilmiştir.

Romatoid artrit

         Bağırsak türevli bir antijen olan gluten, romatoid artrit için de immünolojik bir tetikleyicidir. Romatoid
artritli hastalarda, normal veya artmış düşük yoğunluklu lipoprotein (Low density lipoprotein, LDL), azalmış yüksek yoğunluklu lipoprotein (High density lipoprotein, HDL) ve yüksek trigliserit ile karakterize bir dislipidemi görülmektedir. Bu nedenle ateroskleroz ve diğer kardiyovasküler hastalık riski bu hastalarda daha yüksektir. Yapılan bir çalışmada; romatoid artritli hastalarda glutensiz vegan bir diyet uygulanmasının azalmış LDL ve okside LDL seviyeleri, artmış immünoglobulin A (IgA), immünoglobulin M (IgM) seviyeleri ile potansiyel olarak ateroprotektif ve anti-inflamatuar değişiklikler sağlayabileceği belirtilmiştir.

Şizofreni

       Şizofreni hastalarının genel popülasyondan daha yüksek düzeyde antigliadin otoantikorları olduğu
ve bu antikorlar ile psikiyatrik hastalıklar arasında bir bağlantı olduğu hipotezi öne sürülmüştür. Şizofreni hastalarının diyetlerinden gluten çıkarıldığında, hastaların şizofreni belirtilerinde azalma olduğu bildirilmiştir. Bununla birlikte şizofreni hastalarında glutensiz diyetin etkinliğini değerlendiren derleme yazılar negatif veya net
olmayan sonuçlar ortaya koymaktadır. Son zamanlarda glutensiz diyetin şizofreni semptomları üzerindeki olası etkisini araştıran çalışmalar arasında tutarlı bir sonuç olmadığı gösterilmiştir.

Fibromiyalji ve endometriozis

       Fibromiyalji, geniş spektrum ile karakterize kronik kas-iskelet ağrısı sendromudur. Fibromiyaljisi
olan hastalar, gluten ile ilişkili bozuklukları olan hastaların yaşadıklarına benzer semptomlara sahiptir. Fibromiyaljili 75 hastada, 24 hafta boyunca glutensiz diyet veya hipokalorik (≤1500 kkal/gün) diyet uygulandığı randomize çalışma, gluten duyarlılığı ve fibromiyalji semptomlarında iyileşmelerle sonuçlanmıştır. Ancak, semptomlarda gözlenen değişiklikler için her iki diyet arasında fark olmadığı belirtilmiştir. Kronik pelvik ağrı endometriozis
hastalarının %3.8-37’sini etkilemektedir. Glutensiz diyet ve pelvik ağrı arasındaki ilişkiyi değerlendiren
retrospektif bir çalışmada, glutensiz diyetin endometriozisin pelvik ağrı gibi klinik semptomlarını iyileştirebileceği sonucuna varılmıştır.

Sporcularda Glutensiz Diyet

        Bazı sporcular performans ve dayanıklılığı arttırmak için glutensiz diyet uygulamaktadır. Çölyak hastası
olmayan 910 sporcunun katıldığı bir çalışmada, %41’inin glutensiz diyet uyguladığı saptanmıştır.
Glutensiz diyet uygulayanların sadece %13’ünün tıbbi nedenlerden dolayı uyguladığı belirtilmiştir.
Özellikle dayanıklılık sporcularının gastrointestinal sorunların ve yorgunluğun gluten alımı ile ilişkili olduğuna inandıkları bildirilmiştir. Glutensiz diyet uygulaması için önde gelen bilgi ve rehberlik kaynaklarının; çevrimiçi kaynaklar (%28.7), eğitmenler veya koçlar (%26.2) ve diğer sporcuların (%17.4) olduğu belirtilmiştir. Glutensiz diyetin sporcular üzerindeki etkisini araştırmak amacıyla yapılan 13 dayanıklılık bisikletçisinin dahil edildiği
bir çalışmada, kısa süreli (7 gün) glutensiz diyetin performans, gastrointestinal semptomlar, iyilik hali,
bağırsak hasarı veya inflamatuar belirteçler üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı bildirilmiştir.

Glutensiz Diyetlerin Maliyeti
         Tüketicilerin glutensiz ürünlere olan taleplerinin giderek artmasına paralel olarak glutensiz ürün
pazarı her geçen gün büyümektedir. Dünya çapında glutensiz ürünlerin piyasası yaklaşık olarak 15 milyar
dolara ulaşmıştır. Glutenli ve glutensiz ürünlerin karşılaştırıldığı bir çalışmada glutensiz her ürünün,
buğday bazlı muadillerinden daha pahalı olduğu gösterilmiştir. Glutensiz ürünlerin pahalılık oranının
yaklaşık %240 olduğu belirtilmiştir. En yüksek maliyet farkının ise glutenli ve glutensiz makarna
arasında olduğu belirtilmiştir. Yapılan başka bir çalışmada, glutensiz besinlerin, gluten içeren
besinlere kıyasla yaklaşık 3 katı kadar daha pahalı olduğu bildirilmiştir. Ancak buna rağmen 18-20
yaş arasındaki genç yetişkinlerin %37’si ve 21-34 yaş arasındaki yetişkinlerin ise %31’i glutensiz ürünlerin
daha pahalı olmasına rağmen satın almaya istekli oldukları belirlenmiştir.

 

Paylaş:

Etiketler: Glutensiz